Onlıne Fılm,Mp3,Program,Video klip,Piyanist ERAY

>>>Onlıne Fılm,Müzik,Program ve dahası<<<
 
AnasayfaAnasayfa  Portalli*Portalli*  GaleriGaleri  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  



Konuya puan ver

BIR FUTBOL KULUBU

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
''prozody''
-ADMİN-
-ADMİN-
avatar
Cinsiyet: Erkek
Oyunİnndir Forum Ekibi ...
Yaş :
Kayıt tarihi : 04/04/07
Mesaj Sayısı : 766
Localisation : http://www.prozody.forumzen.com
Loisirs : http://www.prozody.forumzen.com

Rep sistemi
Aktiflik:
95/100  (95/100)
Başarı Puanı:
99/100  (99/100)
Güç:
100/10  (100/10)
Kullanıcı profilini gör http://www.prozody.forumzen.com
MesajKonu: BIR FUTBOL KULUBU Cuma Mart 28, 2008 10:35 pm

Gereksiz İşler


Milli takımın Lüxemburg ile oynayacağı hazırlık maçının idmanında Galatasaraylı İsmail’in darbesiyle Selçuk Yula’nın ayağının kırılması benim neslimin milli takımdan soğumasının başlangıcıdır. Fenerbahçe’nin muhtemel şampiyonluğu kaçmıştır…
Milli takımın yıllardır Florya’da idman yapması, Polat Otel’de konaklaması o kadar olağan hale gelmiştir ki kimse neden niçin diye sorgulamaz .Mesela bu konaklamalar ücretsiz midir ,indirimli midir bilinmez…
Milli forma hala önemini yitirmemiş bir vitrindir.Bu vitrine çıkmanın en garantili yolu Florya’nın suyunu içmekle olur….Yıllar sonra Yunanistan’dan Fatih Akyel milli takıma çağırılır,Hakan Şükür trajik Avrupa macerasının her durağında milli takıma çağrılarak moral bulur ,Galatasaray’ın yedekleri bile kimsenin görmediği cevher görülerek milli forma ile tanıştırılır…
Kore ve Japonya’ya giderken kadro harici bırakılan isimler ne tesadüf (!) hep Fenerbahçe formasını giyenlerdir.Oraya kadar gidip forma giymeyen tek oyuncu yine o dönem Fenerbahçe forması giyen Abdullah olur…. Hemen not düşelim Abdullah da Ankara’daki törenlere gidip ödül almayı reddeder.Tabii basında sadece 2 satır yer bulur…Futbolcuların toplu halde Jip alışları basında geniş yer bulur.Jiplerin parası nereden geldiği tartışması “bu çocuklara her şey helal olsun” sözleri arasında havada kalır !
Biraz aşağıda Ziya’nın detaylarını verdiği şekilde zamanında Galatasaray’ın Avrupa maçlarına göre milli takımların nasıl “oyuncak” edildiğini göreceğiz…Sadece milli maçlar değil elbette .Lig maçlarının,kupa maçlarının tarihlerinin de hep Galatasaray’ın “keyfine” göre ayarlanır . Gerekçeci hazırdır : Avrupa’daki gururumuz !
Milli takımla sınırlı kalmayalım.
Konuyu dağıtmadan genişletelim.
Yıllar önce “Galatasaray’ı önümüzdeki 10 yılda nereye taşıyalım” diye düzenlenen “beyin fırtınası” toplantısına katılan isimlerden birisi çok ilginçtir.Türker Aslan ! Türker Bey bu toplantıya katıldığı dönemde “tahkim kurulu başkanıdır”…Türker Bey’in adı apar topar katılanlar listesinden çıkarılır.
Federasyon eski başkanı Haluk Ulusoy bir ay önce medyaya yaptığı açıklamalarda “Galatasaray başkanı olabileceğini,220 Milyon YTL borcu 24 saatte karşılayabileceğini,Aziz Yıldırım ile bir tek kendisinin başa çıkabileceğini “ ballandırarak anlatır.Yıllarca fahri yaptığı göreve şimdi asaleten gelmek ister…Kısmet bir sonraki seçime !
Hatırlarsınız ,Galatasaray “dünyaya tanıtımını sağlıyoruz” diyerek Olimpiyat Stadında yıllığı 150.000 USD’ye oynar. Ancak devletin buna karşılık bir de şart vardır .Stadın Rüzgar panelleri Galatasaray tarafından yaptırılacaktır.Yaptırılır da ancak bir iki gün içinde kullanılmaz hale gelir.Basında çıkan haberlere göre devlet Galatasaray’ı ,Galatasaray yapımı üstlenen firmayı suçlar…Mahkemeden ne sonuç alınmıştır bilen varsa anlatsın hepimiz öğrenelim.Ancak devletin para yemeye doymayan hayta çocuğu olimpiyat stadına rüzgar panelleri yaptıracağı haberleri bugünlerde gazetelerde yer almaya başladı…Sonucu tahmin edebiliyoruz.
Milli takımdan başladık,bir anda nerelere geldik…Neyse bunlara aklımız ermiyor (!)
Daha önemli şeyleri tartışmalıyız .
Semih ile Kezman bir arada mı başlamalı yoksa Semih sonradan mı girmeli ?
Bozkurt K.Yılmaz
bky@antu.com
Milli takım hafta içinde bir hazırlık karşılaşması yapacak. Rakip Belarus bu sefer. Gene rakibin hangi kriterlere göre seçildiği belli olmayan bir karşılaşma olacak. Brezilya olarak adlandırılan, takımda Türk futbolcu olmadığı iddia edilen, hem Şampiyonlar Liginde hem de Türkiye liginde mücadelesini sürdüren Fenerbahçe, gene Milli Takıma en çok oyuncu veren takım.
Fenerbahçe’den 6 futbolcu Milli takıma seçilmiş. Bu oyuncular, Fenerbahçe’nin kendilerine en çok ihtiyaç duyduğu dönemde önce milli maç yapacaklar, arkasından ligin kaderini belirleyecek Beşiktaş maçına çıkacaklar, 4 gün sonra da hayati Chelsea maçına çıkacaklar. Şimdi bu 6 futbolcunun Milli takıma çağrılması çok mu zorunluydu? Aynı şekilde Beşiktaş’tan da 2 futbolcu çağrılmazdı olup biterdi. Çok merak ediyorum, Fenerbahçeli bir Milli takım teknik direktörü, mesela Galatasaray’ın Leeds maçından önce böyle bir uygumla yapsa, Okan, Hakan, Emre, Suat, Arif ve Bülent’i kalkıp Milli takım kampına davet etse Fatih Terim’in tepkisi nasıl olurdu? Ya da Galatasaray kulübü ve yöneticileri, o Federasyon ve Milli takım hocasını ne hale sokardı?
Sene 1987. Mustafa Denizli hem Galatasaray hem de Milli takımda görevini sürdürüyor. Milli takımın başında Galatasaraylıların olması o yıllardan kalma bir alışkanlık. Galatasaray’ın Avrupa Kupalarında ki rakibi PSV. O yıllarda henüz tarihinin en kötü PSV’si değil elbette. Neyse, Milli takım açıklanıyor ve Mustafa Denizli, Milli takım kadrosuna tam 12 Galatasaraylı futbolcu çağırıyor.
Gelen tepkiler üzerine Mustafa Denizli’nin yaptığı açıklama, tam özrü kabahatinden büyük türünde ; “PSV maçı öncesi Galatasaray’ı parçalamak istemedim. Benim Galatasaray’da bir sorumluluğum var. PSV maçı ulusumuzu en az İngiltere maçı kadar ilgilendiriyor. Bu nedenle Milli Takımda bulunduğum süre içinde takımdaki futbolculardan ayrılmak istemedim. Galatasaray’ı düşünmek zorundayım.”
Yani Galatasaray, PSV maçı öncesi, Türkiye devletinin parasıyla kampa götürülüyor. Aynı tarihlerde Beşiktaş’ın Inter’le, Gençlerbirliği’nin de Dinamo Minsk ile yapacağı karşılaşmalar hiç dikkate alınmıyor. İşin tuhafı, bu takımlardan da ciddi bir tepki gelmiyor Galatasaray’a, “O zaman bizim futbolcularımızı da birbirinden ayırmayın, hepsini Milli takıma çağırın” denilmiyor. İşin daha da anlaşılmaz tarafı, 12 kişilik kadro içinde Mustafa Denizli’nin PSV maçlarında kullanmayı düşündüğü ama lig maçlarında takıma dahi giremeyen Muhammed, 2,5 aydır sakat olan İlyas’da bulunuyor.
Cılız da olsa gelen tepkiler, yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali Galatasaray Yönetimini kızdırıyor bir de. Denizli’ye, eski Federasyon Başkanı Ali Uras’ın hatırına Milli Takım için izin verildiğini, ama kendisinin artık görevde olmaması sebebiyle bu hatırın kalktığını ve Mustafa Denizli’nin Milli takım başında görev almasını yeniden değerlendireceklerini söylüyorlar.
Mustafa Denizli’de yavaş yavaş Milli takımdan uzaklaşmanın yollarını aramaya başlıyor bu mesaj üzerine; “Yeni Futbol federasyonu geldiğinden beri sıkıntılarım devam ediyor. Futbolcuların pasaportlarıyla bile ben uğraşıyorum. 8 tane kolum yok, ben ahtapot değilim. Dayanacak gücüm kalmadı. Sağlığım bozuldu. İnsan delirebilir. Ali Uras döneminde Milli takıma verilen önemi göremiyorum.”
Mustafa Denizli’yi bu kadar yıpratan Milli takım, 15 Ekim 1987’de, İngiltere maçından bir kez daha 8-0’lık yenilgiyle ayrılıyor. Türkiye, elemelere katılan 7 grupta mücadele eden 32 ülke içinde gol atamayan tek ülke olarak kalıyor.
Ve en nihayet Mustafa Denizli, 26 Kasım 1997’de, Yugoslavya maçından sonra Milli takım’dan ayrılacağını açıklıyor. Yugoslavya maçı, Denizli’nin ısrarları sonucunda İzmir’e alınıyor ve bu durum, maçtan hemen sonraki hafta Galatasaray’ın İzmir’de Karşıyaka ile maçı olmasına bağlanıyor. Böylelikle Galatasaraylı futbolcular hiç İstanbul’a dönmeden İzmir’de kalarak Karşıyaka maçına hazırlanmış oluyorlar.
Şimdi, benzer kaçma planı içindeki isim Fatih Terim. Federasyonla iplerin koptuğu, Ulusoy’un, yeni federasyon aleyhinde etmediği lafın kalmadığı yemeğe katılmasıyla belli olmuştu. Ama belli her iki taraf da yumuşak bir şekilde, birbirlerini incitmeden ve rencide etmeden ayrılmak niyetinde. Zaten Fatih Terim gibi ders almayan, veren bir isim görevinden uzaklaştırılamaz, anca kendi isteğiyle ayrılır. Gururu ve kibiri böyle bir harekete mani olur, o da bu sebeple kabullenmiş durumda ipleri yumuşak bir şekilde koparmayı. İşte hafta sonu çıkan Chelsea ve Fatih Terim flörtü haberleri, planlanan ayrılıpın ilk işaretleri. Avurpa’da var mı bu şampiyona öncesi adı başka kulüplerle anılan bir milli takım teknik direktörü? Yavaş yavaş zemin oluşturma yolundaki ilk adım atılmış durumda. Avrupa Şampiyonası sonrası Fatih Terim’siz bir Milli takım şimdiden hepimizi hayırlı ve uğurlu olsun.
Federasyon ve Milli takımı yıllardır yöneten Galatasaray, hafta sonunu sessiz sakin bir kongreyle kapadı. Mantığıyla hareket eden hiçbir liseli bu kez mali durumu tamamen iflas etmiş, Ulusoy gibi büyük bir kalesi ve güvencesi gitmiş, devletle bağlantıları ciddi şekilde kesilmiş (Adnan Polat’ın sürekli ilişkilerimizi düzelteceğiz demesinin sebebi de bu zaten) Galatasaray’a başkan olmak istemedi haliyle. Bu kez etliye sütlüye hiç karışmadan topu büyük sorumluluk altına giren Adnan Polat’ın önüne atıverdiler. Hepi topu 2.500 kişinin oy kullanması, lisenin bir süreliğine, en azından işler toparlanma sürecine girene kadar takımla ilişkisinin kestiğinin en büyük kanıtı. Zaten Galatasaraylı yazarlarında bu rakamı, büyük bir katılım oranı olarak, birlik ve beraberliğin simgesi gibi göstermelerinin sebebi de bu işi farkında olmaları. Durumu daha net anlamak için bir örenk verelim, Aziz Yıldırım, tek başına girdiği seçimde 3.000’e yakın oy almıştı.
Şimdi bütün sorumluluk Adnan Polat’ta. Eğer işleri düzeltebilir, tarihi sorumluluk getiren kararlara imza atabilirse, mesela arazilerin bir bölümünü satarak gelir yaratabilir, stadyum projesini başarıyla tamamlayabilirse ne ala. Bu dönem içerisinde muhalefet ve lise oluşumu kendisini sadece uzaktan izleyecek. Adnan Polat bir bakıma onların kobayı çünkü. Her şeyi deneme yanlıma metoduyla öğrenecekler. Onlar da bilmiyorlar arazilerin satılmasının iyi mi kötü mü olacağını ya da nasıl bir tepki alacağını. Gidişata göre taktik geliştirecekler. Neyin yanlış neyin doğru olduğunu icraatlar olup bitip her şey belli olduktan sonra öğrenecek ve yorumlayacaklar. Gerisi zaten kolay. Kulüp biraz toparlanırsa nasılsa ilk seçimde gene istedikleri bir lise grubu temsilcisini başa getirmeleri 2 haftalık bir iş. Aksi halde bütün başarısızlık Adnan Polat ve ekibinin olacak, yerine benzer bir kurban seçilecek, mesela Haluk Ulusoy. Adnan Polat ekibinin yaptığı mayın aramayla çok benzer bir iş. Ama her ne olursa olsun yeni gelecek başkanın işi daha kolay olacak çünkü neyin yapılmaması gerektiğini bu şekilde öğrenmiş olacaklar.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
''prozody''
-ADMİN-
-ADMİN-
avatar
Cinsiyet: Erkek
Oyunİnndir Forum Ekibi ...
Yaş :
Kayıt tarihi : 04/04/07
Mesaj Sayısı : 766
Localisation : http://www.prozody.forumzen.com
Loisirs : http://www.prozody.forumzen.com

Rep sistemi
Aktiflik:
95/100  (95/100)
Başarı Puanı:
99/100  (99/100)
Güç:
100/10  (100/10)
Kullanıcı profilini gör http://www.prozody.forumzen.com
MesajKonu: Geri: BIR FUTBOL KULUBU Cuma Mart 28, 2008 10:36 pm

Kulübün esas sahipleri olmalarına rağmen lise grubunun cebinde akrep vardır, maddi işleri en azından son 25 yıldır hep Ergün Gürsoy, Karahasan, Albayrak gibi isimlere devredilmiştir. Bu sefer maddi kriz sebebiyle yönetimin tamamı, bu isimlerin başında gelen Adnan Polat’a terk edildi. Yoksa kulübü iyi yöneteceğinden, alternatifsiz tek isim olduğundan falan değil. Cebinde akrep olan ve duyguları değil mantığıyla hareket eden kimse bu göreve talip olmadı o kadar. Adnan Polat’da hayalindeki başkanlık koltuğuna başka koşullar altında ulaşmasının imkansız olduğunu gayet iyi bildiği için kendince fırsatı değerlendirdi ve koltuğu kaptı. Yoksa o da gayet iyi biliyor bundna önceki son 10 seçimde aday olsa hiç birinde başkan olamayacağını.
Türk futbolunu yıllarca Galatasaraylı Başbakan ve bakanlar yönetti. İç İşleri Bakanı Ali Tanrıyarlar vardı, federasyonun başında Ali Uraslar vardı. Hükümet hep Galatasaray ağırlıklıydı. Bundan dolayı dostluk yemeklerinde dünyanın arazisini bir çift sözle alıverdiler. Daha sonra yıllarca fanatik Galatasaraylı Mesut Yılmaz’ın göreve getirdiği fanatik Galatasaraylı Haluk Ulusoy hüküm sürdü. Bütün MHK Kurumları, bütün Tahkim Kurulları hem Hilmi Ok gibi, Türker Aslan gibi fanatik Galatasaraylıların elinde oldu. Milli takımları hep Mustafa Denizli gibi, Fatih Terim gibi Galatasaraylılar yönetti. Yeni Federasyonun göreve gelişiyle bu hegemonya dağılmış oldu işte. Hükümette de Galatasaraylı kimse kalmadı. Kulüpler Birliği Başkanı da artık Özhan Canaydın değil Aziz Yıldırım. Şimdi ki paniklerinin ve bu federasyona ettikleri lafların sebebi alışageldikleri düzenin bozulmuş olması. Neymiş Fenerbahçeli başbakan Beşiktaşlı Hasan Doğan’ı Federasyon başkanı yapmış. Böyle şey olur muymuş? Amaç Galatasaray’ı bitirmekmiş. Hadi oradan. Çıkıp desenize alışa geldiğimiz kurulu düzenimize çomak sokuldu, artık eskisi gibi at koşturamayacağız, serzenişimiz bundandır diye. Var mı bunu diyecek cesaret?
Dönelim futbola. İki haftadır Zico tam yerinde ve zamanında yapması gereken değişiklikleri yaparak teknik direktörlük dersi veriyor. Bir antrenör oyunu anca bu kadar iyi okuyabilir. Neymiş, maça neden Semih’le başlamamış, neden tek forvet başlamış? İki forvet başlasa ya da Semih’le başlasa maçların bu skorla biteceğinin garantisi var mı? Ola ki Zico iki forvet başladı maça ve 60.ıncı dakikaya 0–0 gelindi. O zaman hangi planı sokacak devreye? Ne yapacak, üçüncü forveti mi sahaya sürecek? Bir antrenör bütün kozlarını hemen maçın başında mı kullanmalı?
Eleştiriler de birbiriyle tutarsız. Zico’yu tek forvet diye eleştirenler Ertuğrul Hocayı da Nobre – Bobo – Holosko aynı anda oynatılır mı diye eleştiriyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir mantık var mı? Nedense iki forvet dışında oynanan her türlü sisteme anlaşılamaz bir tepki var. Sanki dünyada başarılı olan bütün takımlar iki forvetle oynuyorlar. Bu kadar mı dar bir açıdan futbol yorumlanır? Kaldı ki hem Zico’yu tek forvet hem de Ertuğrul’u üç forvet oynaması sebebiyle eleştirenlerin en başında gelen Rıdvan’ın Fenerbahçe’de efsane olduğu sene takım Aykut – Hasan ve Rıdvan’la 3 forvet ile oynuyordu. O zaman kime kalkıp da Fenerbahçe neden iki değil de üç forvetle oynadı diye eleştiriyor muydu? Çünkü kadro sistemi ve diziliş üç forvete uygundu. Elde dizilişe uygun dört forvet varsa dört forvet oynar, iki tane varsa iki, bir tane varsa da bir.
Antrenörün tercihlerine bakarak onu anlamak yerine işin daha kolayını seçiyorlar. Kafalarında birer şablon var. Antrenör o şablonu oynatmadı mı, tez vurun kellesini. Hala futbolda çok gol atmanın forvet sayısıyla orantılı olmadığını anlamayanlar için zaten boş yere yazıp çiziyoruz. O zaman iki forvet de az, madem rakip Kasımpaşa, bu mantıkla Fenerbahçe iki değil beş forvetle oynamalı.
Kaldı ki “Fenerbahçe, Inter maçında da Kasımpaşa maçında da tek forvet oynuyor” lafı gerçekleri ne kadar yansıtıyor bakalım. Her iki maçta da tek forvet oynandı ama inceleyelim bekler kaç kere hücuma kalkmışlar, orta saha hangi maçta hücuma daha çok destek vermiş, defans çizgisi her iki maçta sahanın nerelerinde kurulmuş? Fenerbahçe belki her maça aynı dizilişle çıkıyor ama aynı anlayışla çıkmıyor. Kaldı ki yapılması gereken de zaten belirli bir sistemi oturtmak. Fenerbahçe, Barcelona ayarında bir takım değil henüz. Barcelona kendi liginde de Şampiyonlar Liginde de her maça aynı dizilişle çıkıyor. Kimse Arsenal’e karşı maça Messi ile başlanır mı diye eleştirmiyor. Fenerbahçe’nin dezavantajı bu, kendi liginde oynadığı gibi Avrupa’da oynayamaz. Oynarsa Daum sezonu gibi olur, bunu test ettik. Türkiye’de rakipler Fenerbahçe’nin oyununu bozmak istiyorlar, Avrupa’da bu işi Fenerbahçe yapmak zorunda. Bundan dolayı her iki kulvara da uygun bir anlayış geliştirmek zorunda, yani işi rakiplerinden daha zor. Ne zamana kadar? Ta ki sistemini oturtup kadrosunu Barcelona, Manchester ayarında kaliteli hale getirinceye kadar.
Hafta sonu, Chelsea maçı öncesi Fenerbahçe, Beşiktaş’ın ya tamam ya devam diyeceği bir maç oynayacak. Fenerbahçe’de Beşiktaş’a ters gelen Deivid, Beşiktaş’ta Fenerbahçe’ye ters gelen Bobo yok. Fenerbahçe yenerse Şampiyonlar Ligine katılmayı garantiler. Beşiktaş kaybederse ligdeki iddiasına havlu atar. Beraberlik ve Beşiktaş’ın galibiyeti ise Galatasaray’a yarar. Gerçi başında antrenörü bile olmayan bitmiş haldeki Galatasaray’a neyin ne kadar yarayacağı da şüpheli. Denizlispor’u komik bir golle yeniyorlar, ondan önce bir Gençlerbirliği maçı var, oynanan futbola kötü demek, kötüye hakaret olur. Fenerbahçe ile ciddiye aldığı bir maçta Türkiye’de berabere kalacak güçte bir takım yok. Favori Fenerbahçe ancak sonuçta derbi maçı. Hakem faktörünün devreye girmeyeceği bir maç olmasını umuyorum.
Bir de siz siz olun Mecidiyeköy çevresindeyken gözünüze dikkat edin, maazallah her an bir yerlerden ışık gelip giriverir.

Ziya Aktürer

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir
avatar
Cinsiyet:
Oyunİnndir Forum Ekibi ...

MesajKonu: Geri: BIR FUTBOL KULUBU Paz Mart 30, 2008 4:54 pm

bune fenerin taaa açılışından bari herkesimi yazdın naptın ne uzun yaw Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

BIR FUTBOL KULUBU

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Onlıne Fılm,Mp3,Program,Video klip,Piyanist ERAY :: ..::SpoR aLaNı::.. :: --FENERBAHÇE-- -

Anahtar Kelime Bot:
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Konu Ismi: BIR FUTBOL KULUBU Yazar:
| © Mod Yazari: ErhanYILMAZ | Anahtar Kelime Bot Sürüm: 1.0.0 |
BIR FUTBOL KULUBU Full Indir BIR FUTBOL KULUBU Full Dinle BIR FUTBOL KULUBU Full Izle BIR FUTBOL KULUBU Download BIR FUTBOL KULUBU Yükle BIR FUTBOL KULUBU Free Download BIR FUTBOL KULUBU ne demek BIR FUTBOL KULUBU nasil oluyor BIR FUTBOL KULUBU ücretsiz indir BIR FUTBOL KULUBU fragmani BIR FUTBOL KULUBU Film BIR FUTBOL KULUBU Müzik BIR FUTBOL KULUBU mp3 BIR FUTBOL KULUBU Videolari BIR FUTBOL KULUBU Resimleri BIR FUTBOL KULUBU Dizileri BIR FUTBOL KULUBU Sorun BIR FUTBOL KULUBU hatasi BIR FUTBOL KULUBU Cözüm nedir BIR FUTBOL KULUBU ne demek BIR FUTBOL KULUBU nasil BIR FUTBOL KULUBU Programm BIR FUTBOL KULUBU Kurulum BIR FUTBOL KULUBU Yardim BIR FUTBOL KULUBU Kim